Neden bahsediyorduk?
Alkolle çözdüğüm bazı sorunlarım var… Sizin de var ki hepimiz bu barda toplandık… Alkolle günü kurtarmaya çalışıyorsanız, bazı kronik sorunlarınız var demektir. İnsanlarla tanışmak daha kolay olsun. Oldu mu? Güzel. Çekincelerim de azalsın. Oh be rahatladım. Ya bunu anlatmak zor şimdi. Bir kadeh rakıya var mıyız? Ya çok isterim ama ben dans edemem ki… Bir daha düşün. Ben alkollü daha dikkatli araba kullanıyorum, yok artık… Ama kim gerçekten rahat, kim rahata aç hemen belli olur. Kendinden rahat hevesini almıştır. Sofraya tok oturmuştur. Beklentisi de, tükettiği içki de az olur. 2 birayla tüm yükünü atmaya çalışanı ne yapacağız? Çok iş var. İçkisiyle rahatlamaya çalışanın işi çok zor. Bazen oluyor, her gün içiyor insan. Uyanılan her günün zor olduğunu düşününce… Bayağı hayatın zor be senin. Ya da belki hayat aslında her gün de zor değildir. Sadece içmeyi seviyoruzdur.
Beni iş görüşmeleri içirir, sizi ne içiriyor? İş görüşmelerinden önce biraz alkol alıyorum ve şunu düşünüyorum: Bu iş dünyasının daha az stresli bir yer olması gerekiyor. Bir görüşme alt tarafı neden stresli geçsin ki, ne olacak yani. 2 ay sonra beraber içki içmeye gideceğiz. Sevdiğin pizzanın ne olduğunu partnerinden daha iyi bileceğim. İnternet siparişlerin geldiğinde bazen yerine imza atacağım. Ortak şişe şaraplara gireceğiz… Kadıköy’e çıkar gibi çıksam evden? Mülakatlar, afralar tafralar. Hâlbuki açık açık konuşabilsek çok daha iyi değil mi? Çok zaman geçireceğiz beraber, yavaş yavaş tanışmaya başlasak? Motivasyonunu nasıl sağlarsın diye soruyor. Ben de diyorum şahsen self-motivasyon… Kesinlikle öyle. Beni tanıyan herkes de hakkımda hep bunu söyler. Çok self-motivasyonludur Emrah. Desem ki motivasyonun kaynağı bu şehirde hep 2 bira. Şişeler açılırken dese ki bizde fazla mesai asla ödenmez. İnan 1 saat olsun fazla saati ödenmedi henüz. Ben desem ki iyisiniz, her gece mesai ve içmeceler değil mi? Tabii… Başvurmak için bu şirketi seçtim çünkü ilk sizin ilanınızı gördüm. Gelirken de internet sitenizde biraz dolandım. İnternet sitesi ziyaretçi istatistiklerine bakarsanız, bugün oraya girmiş o tek kullanıcı benim. Hangi sayfaları gezdiğimi falan da görebilirsiniz. Bence gerçek bir tanışma böyle olur… Yaşamak bu kadar zor olsun istemiyorum.
Kim ister?
Kim ister tabii de istememek de ne kadar garip. Var, işte orada. Hemen karşımızda duruyor ve biz diyoruz ki, ay ben istemem. Aa bu mikrofonun üzerinde saç var. Alın bunu. Hâlbuki biraz önce mikrofon Yavuz diye bir çocuğun ağzındaydı ve 2 biranın verdiği motivasyonla mikrofonun üzerine minik minik tükürükler de bıraktı. Ama ben bu mikrofonu istemem… Neden, çünkü üzerinde kıl gözüküyor. Tükürüğü görmüyorum ki. İstememek görüntümüzü çapsız şeylerden yalıtma çabası gibi. Görüntülerimiz… Görüntülerimizde güzel demlenmiş kahveler duruyor mesela. Oo güzel kahve gel, sen girebilirsin görüntüye. Orada bir kitap var ya, onun yanında dur. Hmm, Emrah mı oradaki? Yok anam. Sen şöyle genişten dön. Yeni telefon, oo çok yakıştı ha! Aa kedi istemem yalnız. Bu ne ya? Kedi mi var bu evde? Bu ne yaa istememesi, en ilginci. Bu ne ya, kediyle mi oturacağız bütün akşam? Siz de denemek ister misiniz? Abi bira ne ya, hamallık. Örümcek geçiyor önünden örümceğe tepkili. Alın şunu önümden. Fobim var benim. Fobim var diyor cool cool jestlerle. Entomofobi diyebiliyor, ağzı dönüyor. Korkmak asla böyle cool bir şey değil. Böyle bir Instagram furyası yaşandı mı? #BuNeYa. Kelimeler birleşik ilk harfler büyük. #BuNeYa bunlar buralara da gelmiş! Ağız büken smile. #BuNeYa burada mı kalacağız abi… #BuNeYa, tüm nefretler tek hashtag altında! Tek hashtag! Tek trend topic! Tek takip. Diyor ki ben örümcekten korkarım. Hâlbuki korkan insan asla öyle olmaz. Korkan insan, tüm canlılar gibi, inanılmaz salak görünür. Bar sandalyesinden mi korkuyorum acaba… Ha yok, sadece aptal görünüyormuşum. Korkan insan cümleye hınınıfı falan diye başlar. Kendini ifade etme yeteneği yok olur. Saçmalar. Eli kolu garip garip hareketler yapar. Bir arkadaşımla kan veriyorduk ve orada gördüm korkunun nasıl bir şey olduğunu. Atina’daydık. Arkadaşım bana korkarım demişti ama… Bu kadarı da… Önce Türkçe saçmaladı, anlaşılmayacağını fark edince İngilizce denedi. Az Yunancasıyla girişti, vücut dilinde bile denedi ki iyidi… Ve başardı. Çünkü korkmayan korkanı, rahat olan olmayanı hemen anlar.
Afiyet olsun.