İYİ İNSAN OLMAK VE BOMBALARI TAKİP ETMEK

Herkese selamlar

İyi eğlenceler herkese… İyi miyiz? 

Bahsetmeden yapamadığımız şeyler var hayatta, değil mi? Söylemeden asla geçemediğimiz konular… Mesela dün gece diye başlayan hikâyeler var. Var ya… Dün gece… Dün gece var ya… Dün gece acayip iyiydi!

İyiydi, biliyorum, çünkü sordum… Evet evet, direkt sordum nasıldı diye. Onay almasam rahat edemeyecek gibiydim. Dedi ki, iyiydi ya… Hmm, iyi. Bir ara bir ses dikkatimi dağıtır gibi oldu dedi ama bu cevap benimle ilgili değildi. Deneyiminizden ne kadar memnun kaldınız diye sordum, 1 çok kötü, 5 çok iyi.

İyiydi dedi ama iyi neydi ki? Neyin iyi olduğu da inanılmaz hızlı değişiyordu zaten. Bağzı çocuklar vardı mesela, iyi çocuklardı… Ama öldüler… Başka çocuklar da var, ok atmada ve sıfırlamada iyiler. Ne sıfırlamamış mı? Kötü çocuk. Damat var çok iyi, değil mi? Aslan damat. O da kötü mü oldu sonra? Tam bilemiyoruz. Dedenin iyi olduğuna dair yaygın bir kanı var, en azından şu an için. 

Sıcak bir yaz ayıydı, ben de evde erimiş, acaba iyi bir insan mıyım diye düşünüyordum. İçinizde bir şeyler keşfetmeye çalışıyorsanız, kendinizi mutlaka bir başkası gibi görmeniz gerekiyor. Bu çocuk diyebilirsiniz kendinize, bu çocuk iyi biri mi? Salonda oturmuş, kendimi bir çocuk gibi gözlemliyordum, dışarıdan yardım çığlıkları duydum… Sonrasında, akşam da devam etti çağrışlar. Gece de 1-2 kez duydum sanırım… Ertesi gün falan derken 2 gün geçti. Evet, 2 gün yardım etmedim, çünkü yardım talep edilen dili iyi bilmiyordum, anlamamıştım. Konuyu çözdüğümde biraz şaşırdım ama bir şey de yapmadım. Hâlâ hayattaydı. 1-2 kez daha duydum, sonra öldü sanırım. Ya da yardıma ihtiyacı olmadığını anlamıştır belki. İşe yaramadığını belki de. Kendimi karşıdan gözlemlemeye devam ettim… Nasıldı diye sordu. Bence iyiydi dedim.

Başka bir gün kapı çaldı ve az tanıdığım komşum, daha da az bildiğim başka bir dilde internet şifremi istedi. Başınıza geldi mi? Kendinizi rahatsız hissettiğiniz bir şifre talebi aldınız mı hiç? Ne yaptınız? Ya, hiç bilmiyorum ki ne için lazım? Söyleyemiyorsun da ne kadar kullanacaksın, ne yapacaksın. Zaten karantina var… Ooo. Karantinada interneti olmayanlar da var… Canlı yayınsız, kişisel gelişimsiz ve pornusuz bir karantina. Beterin beteri var.

Şifreyi bir şekil vermedim -çok iyiyim değil mi?-, aradan iki gün geçti ve internet inanılmaz yavaşladı. Düşündüm, şifreyi vermiş olsaydım bütün suçu onlara atacaktım. Tepe çakramdan evrene negatif enerjiler saçacaktım, karantinada öğrendim bunları. Bundan sonraki hayatımda birine yardım etmek daha zor olacaktı mesela… Ama belki onlar da biraz daha az kavga ediyor olacaklardı. Paskalya’da inanılmaz güzel bir şarap hediye etmişlerdi. Aaa… Şarap çok iyiydi.

Tatil planlarını terörist eylem takvimine göre yapan biri var şu hayatta. Hatta yakın bir arkadaşım insan turnasolu olarak kullanmaya başlamıştı kendisini. Arkadaşlarını bu şahsa kızanlar ve hak verenler olarak ayırmıştı. Patlama veya silahlı saldırı fark etmez, bir yerlerde aşırı boktan bir şey olduğunda hemen oraya akıyor bu arkadaşımız. Mesela diyor ki, İstanbul’da patlayan bombadan sonra 300$’lık otelde 30$’a kaldım. Oooo, dolar. Hemen kıyaslamaları yapalım. Diyor ki 50 kişilik turu tek başıma yaptım, olan olmuş zaten. Yapabileceğim ne var ki? Çevrede güvenlik tam ve ortalık boş. Kendisine kızmadım… Dedim ki, bence iyiydin.