ZAMANI GEÇMİŞ BİR İKTİDARIN MONOLOĞU

Akıl-Fikir, Gerisi Hikâye

Her şeye ben karar vereceğim ne olmuş?

Hemen her kuralı da ben koyacağım, ne var yani?

Savaş hikâyelerini övdüm evimde saklanırken ve abartılı aşkları kutsadım tacizlerle büyüttüğüm cinselliğimle. Hatırlamam kaç beden serildi çıplak kudretimle ve nedir yani, uzanmaktan başka bir görev vermemişse İlah size. Yanacaksınız!

Çıkarlarımı benim kadar seveceksiniz diye kavga çıkardım durduk yere ve durduramadım kendimi siz biraz soluk istediğinizde, şaşırdınız mı? Yıktırır mıyım sandınız kurulu düzeni mi?

Hangi dış mihraktı acep benim olanı elimden çeken ve hangi kitaptı kutsal görevi benden başkasına veren. Hey! Burası benimdir. Giderken, yanınızdan o hainleri de eksik etmeyin.

İyi de, eyvah… Böyle böyle yalnız kalmaz mıyım ben? Demezler mi nedir aga, nasıl olacak hep sen, hep sen. Bencilliğimle tanındım, kavgalarımla ve zorbalıkla. Herkes ağlarkenki kibrim, her şey ölürkenki sessizliğimle… Ya yaşlanırsam, o zaman üzerime çullanmazlar mı nefretleriyle?

Hadi be, nerede sizde o yürek! İşitiliyor cinstaşlarım, erkek bu erkek! Motivasyonum tembellikten mi geliyor dediniz, buna ne cürret! Eşitlik mi dediniz, hak mı dediniz, yer mi lan bunu bu millet!

Kurunun yanında biraz yaş da mı yanmış, ne olmuş? Hadi be, Remzi’nin kızına da mı aybolmuş? Ah be, yazık… Keşke yapmasaymış, düşmanların içinde kaybolmuş.

Ama bu alem cehennem, sönmez iki damla gözyaşıyla. Benim olmayacaksa zaten yansın, bitsin be bu dünya. Bozulacak düzenimiz, aklınıza yatar mı? Yetişin! Marjinal var! Yakalayın! Mala kastediyorlar.

Ne oldu, zamanım mı daraldı? Dün babamdan aldığım, bugün elimden çalındı.

Ama bilin ki elindekini ölmeden vermeyendir erkek!
Ve haksız öldüğümü kimse benden işitmeyecek.

BIR KOLTUĞUN ÜZERİNDE OTURMAYINIZ YAZIYORSA O KOLTUK SATILIKTIR

Akıl-Fikir

Siz hiç 35 sene yürüdünüz mü?

Arkada bırakarak, yolları ayırarak, alışkanlıklardan koparak geçen 35 sene. Hiçbir not bırakmadan, unutmamak için not almayı unutmadan ve hep bir sonrakinde her şeyin kendiliğinden, tabiatı gereği iyi olacağını farz ederek yürüdüm tam 35 sene.

Hızlı hızlı gittiğim evlere hemen de girmeyerek, arka sokaklara da göz atmadan duramayarak, evimin koltuğunda misafirlerimi uyutup kendimi dışarı atarak ve sevdiğim insanları yataklarda yalnız bırakarak geçirdim hayatımı. Yine olsa belki yine yaparım.

La Grande Bellezza

Buyrun oturun canlarım, oturup biraz soluklanalım.

Kararların arkasında kalmanın yoruculuğu, kendini kabul etmenin zorluğuna mı eşit ne? Aklından geçen biri gibi olmak isterken ve her gördüğün şey, aklındaki kelimeleri bir bir değiştirirken ne yapacaksın? Her Allah’ın günü yeniden keşfetmek istiyor musun gerçekten kendini? Oysa bir yerde durmayacaksak, gitmenin de anlamı neydi ki?

Hayat değersiz, bu bir geçektir ve mana anlıktır. Kalbimizin söyledikleri belki gerçek değildir ama vardır, oradadır. Ve aklımız mutsuzluğa çıkan yollarda her zaman bir adım daha öndedir.

Ne istediğini bilmezsin ama ne istemediğini bilecek kadar denemişsen hâlihazırda, gel biraz uzan şöyle koltuğuma. Evini, arkadaşlarını ve günlerini sahiplen, hayatın ücretsiz versiyonu sona erdi. Sınırlı sürümlerden ve reklamlardan sıkıldın mı? Biraz da bedel ödemen gerekiyor şimdi. Bir karar ver, girmek bedavaydı diye daha nerelerde belaya sokacaksın başını?

Yarım saat hayallerinden bahsedemiyor, anıları sızdırırıyorsan cümlelerine ve de o dertlilik hâli dürtüyorsa içerlerden durmadan, koltuğum seni bekliyor.

Genellikle denizlere inerdi yollar ama son köşeyi döndüm ve karşıma liman çıktı. Manzarası biraz bozuk, içerisi biraz dağınıktı ama ne güzel şeydi delikleri birer birer kapatmak ve yelkeni yırtılmışın limanı olmak.

En değer verdiklerine, istemedikleri şeylere hayır diyebilecek güvenli ortamı sunmak. Artık korkmaları gerekmediğini, sonsuz arayışlarını burada duraklatabileceklerini hissettirmek. Dur arkadaşım artık gitmene gerek yok. Bak buranın manzarası bir hayat büyütmek için ne kadar da güzel. Bir sonraki kararına kadar burada kalabilirsin. Bak bu koltuk benimdir ve benim olan da senindir.

35 yıl yürüdüm ve yolun sonu bu koltuğa çıktı, ne garip. Verdiğim her yanlış karar hayatıma renk kattı, dostlarımla oturduk ve güldük güzel hatalara.

35 yıl yürüdüm ve dedim ki, ne kadar da güzel bir yere geldim.