Okumaya devam etmek için abone olun
Bu blog gönderisinin devamına ve yalnızca abonelere özel içeriklere erişim sağlamak için abone olun.
Bu blog gönderisinin devamına ve yalnızca abonelere özel içeriklere erişim sağlamak için abone olun.
Soğuk gece ateş başında
Açtı ağzını ilk defa
Dedi hayat sürgündür
Bir fıçı yok yaşamaya
Ben, yükümü attım, moladayım
İnsan kölenin kölesi
İçimizin ne az sesi
Yükümü attım, moladayım
Denizden bir rüzgâr esti
Cesaretlendi bizimki
Hayalimde öldüm bile
Ha bir ömür ha bir gece
Gördüğüm her şey benimdir
Hâlin vaktin tamam ama
Gölge etme yeter bana
Gördüğüm her şey benimdir
Kederine gülünce
Devam etmek kalır geriye
Bazen de hiç umursamam
Belki biraz durdu kafam
Ben, yükümü attım, moladayım
Hayat acımasız falan ama
Fakat ne yapsın ki babam
Yükümü attım, moladayım
Ateş harlandı, çıtırdadı
Her şey görünürde canlandı
Şu yıldızların altında
Ne az derim ne de fazla
Ölünce her şey küçülür
Soytarının neşesi
Kralının endişesi
Ölünce her şey küçülür

Bu sabah uyandım
Üzerimde bir hava, dünden kalmış
Çok darlanmış ama gitmemiş
Uzandım geri sanki gün geçmemiş
Geç gelinmiş, erken gitmiş
Belki kalacaktı hiç sevmemiş
Yine yalnızlık koynumda
Kafam dağılır belki, karıştım kalabalığa
Gömleği çek, saçları tara
Can dayanmaz bak bu patrona
Her iş acil, önemli bak
Dedi geç kalıyormuş mezara

Yine akşamın sekizi
Günün çoğu tükenmiş, gerisine yok pilim
Zar zor attım kendimi bara
Normale dönmek ah kaç bira
Kırık dökük hayatım bak
Ama hâl yok ki hiç onarmaya
Son bir nefes, yatağa
Uykularım günümden daha da kötü heyhat
Koştum durmadan, bilmeden
Umudum varmaktı düşmeden
Hayat bir parça düşünden
Uyanmaktan korkmak mı, ah neden

Ah burası kurtlar değil boklar sofrası
Afıyet olsun doydun umarım
Al götür beni, her yer dolu kariyer hedefleri
Aklın yolu bir, zengin edelim şirketi
Bak burası, kurtlar değil boklar sofrası
Cenazen kalkmadan, doyacaksın umarım
Çek götür beni, her yer dolu kariyer hedefleri
Devamı yarın, zengin edelim şirketi
Esiyor, gürlüyor, sabrın sonu hiç gelmiyor
Farkında değil, kırıyor
Gelmiyor, gülmüyor, suçu neymiş hiç bilmiyor
Herhâlde normal buluyor

This mind is not me or mine
Just sweet DNA decided to give another try
This body full of bones and blood
I looked everywhere and couldn’t see a holly light tonight
Time has changed, no need to cry
Monkey and donkeys… They all have a beautiful smile
For DNA we are the rolling dices
Is natural selection working like an organic AI?

Don’t make/say it more complicated
Life is simple as mud
Looking for a piece of peace
But war is the human mind
Believers maybe gonna hate
Haters believe in god
A god would never desire
So, religion is the human mind
The creation and the fall of man
Tastes like a lie
Michelangelo drew the human mind
To the house of god!

Her şeye ben karar vereceğim ne olmuş?
Hemen her kuralı da ben koyacağım, ne var yani?
Savaş hikâyelerini övdüm evimde saklanırken ve abartılı aşkları kutsadım tacizlerle büyüttüğüm cinselliğimle. Hatırlamam kaç beden serildi çıplak kudretimle ve nedir yani, uzanmaktan başka bir görev vermemişse İlah size. Yanacaksınız!
Çıkarlarımı benim kadar seveceksiniz diye kavga çıkardım durduk yere ve durduramadım kendimi siz biraz soluk istediğinizde, şaşırdınız mı? Yıktırır mıyım sandınız kurulu düzeni mi?
Hangi dış mihraktı acep benim olanı elimden çeken ve hangi kitaptı kutsal görevi benden başkasına veren. Hey! Burası benimdir. Giderken, yanınızdan o hainleri de eksik etmeyin.
İyi de, eyvah… Böyle böyle yalnız kalmaz mıyım ben? Demezler mi nedir aga, nasıl olacak hep sen, hep sen. Bencilliğimle tanındım, kavgalarımla ve zorbalıkla. Herkes ağlarkenki kibrim, her şey ölürkenki sessizliğimle… Ya yaşlanırsam, o zaman üzerime çullanmazlar mı nefretleriyle?
Hadi be, nerede sizde o yürek! İşitiliyor cinstaşlarım, erkek bu erkek! Motivasyonum tembellikten mi geliyor dediniz, buna ne cürret! Eşitlik mi dediniz, hak mı dediniz, yer mi lan bunu bu millet!
Kurunun yanında biraz yaş da mı yanmış, ne olmuş? Hadi be, Remzi’nin kızına da mı aybolmuş? Ah be, yazık… Keşke yapmasaymış, düşmanların içinde kaybolmuş.
Ama bu alem cehennem, sönmez iki damla gözyaşıyla. Benim olmayacaksa zaten yansın, bitsin be bu dünya. Bozulacak düzenimiz, aklınıza yatar mı? Yetişin! Marjinal var! Yakalayın! Mala kastediyorlar.
Ne oldu, zamanım mı daraldı? Dün babamdan aldığım, bugün elimden çalındı.
Ama bilin ki elindekini ölmeden vermeyendir erkek!
Ve haksız öldüğümü kimse benden işitmeyecek.

Siz hiç 35 sene yürüdünüz mü?
Arkada bırakarak, yolları ayırarak, alışkanlıklardan koparak geçen 35 sene. Hiçbir not bırakmadan, unutmamak için not almayı unutmadan ve hep bir sonrakinde her şeyin kendiliğinden, tabiatı gereği iyi olacağını farz ederek yürüdüm tam 35 sene.
Hızlı hızlı gittiğim evlere hemen de girmeyerek, arka sokaklara da göz atmadan duramayarak, evimin koltuğunda misafirlerimi uyutup kendimi dışarı atarak ve sevdiğim insanları yataklarda yalnız bırakarak geçirdim hayatımı. Yine olsa belki yine yaparım.
Buyrun oturun canlarım, oturup biraz soluklanalım.
Kararların arkasında kalmanın yoruculuğu, kendini kabul etmenin zorluğuna mı eşit ne? Aklından geçen biri gibi olmak isterken ve her gördüğün şey, aklındaki kelimeleri bir bir değiştirirken ne yapacaksın? Her Allah’ın günü yeniden keşfetmek istiyor musun gerçekten kendini? Oysa bir yerde durmayacaksak, gitmenin de anlamı neydi ki?
Hayat değersiz, bu bir geçektir ve mana anlıktır. Kalbimizin söyledikleri belki gerçek değildir ama vardır, oradadır. Ve aklımız mutsuzluğa çıkan yollarda her zaman bir adım daha öndedir.
Ne istediğini bilmezsin ama ne istemediğini bilecek kadar denemişsen hâlihazırda, gel biraz uzan şöyle koltuğuma. Evini, arkadaşlarını ve günlerini sahiplen, hayatın ücretsiz versiyonu sona erdi. Sınırlı sürümlerden ve reklamlardan sıkıldın mı? Biraz da bedel ödemen gerekiyor şimdi. Bir karar ver, girmek bedavaydı diye daha nerelerde belaya sokacaksın başını?
Yarım saat hayallerinden bahsedemiyor, anıları sızdırırıyorsan cümlelerine ve de o dertlilik hâli dürtüyorsa içerlerden durmadan, koltuğum seni bekliyor.

Genellikle denizlere inerdi yollar ama son köşeyi döndüm ve karşıma liman çıktı. Manzarası biraz bozuk, içerisi biraz dağınıktı ama ne güzel şeydi delikleri birer birer kapatmak ve yelkeni yırtılmışın limanı olmak.
En değer verdiklerine, istemedikleri şeylere hayır diyebilecek güvenli ortamı sunmak. Artık korkmaları gerekmediğini, sonsuz arayışlarını burada duraklatabileceklerini hissettirmek. Dur arkadaşım artık gitmene gerek yok. Bak buranın manzarası bir hayat büyütmek için ne kadar da güzel. Bir sonraki kararına kadar burada kalabilirsin. Bak bu koltuk benimdir ve benim olan da senindir.
35 yıl yürüdüm ve yolun sonu bu koltuğa çıktı, ne garip. Verdiğim her yanlış karar hayatıma renk kattı, dostlarımla oturduk ve güldük güzel hatalara.
35 yıl yürüdüm ve dedim ki, ne kadar da güzel bir yere geldim.
Hey dedim, bir es vermedi Kendimden müsade istedim Vazgeçtim ama dünya benim Nefes al, gör olan biteni Sonsuzu saysam biter mi Harap olur, inan ki üzersin Ah, kapa gözünü şimdi Sabah yine acını çekersin Bildiğim dünya değilmiş, ben öyle gerçeğe serilmiş Bildiğim dünya değilmiş, ben öyle gerçeğe serilmiş Geçtim kendimden, elimdeki bitmeden Duyduklarım ayrıldı gördüğümden Akşamın sarısı geliyordu günüşten Sesler benden sesler içerden Doldu rüzgârın hissi içime Taşıyordu üzerinde sebepsiz gerçeği Kucakladım o an karşımdan geleni Rahatladı içimdeki maymun genim Aklımı saldım, düşman değil arkadaşım Aklımı saldım, düşman değil ki arkadaşım
Eve döndüm kendimi gördüm Yere senden bir şeyler döküldü Gizler daha gerçek Sözler yarım ağız, ben daha üzgün Gece yalnız yanıma döndüm Biraz takıldım sonra çözdüm Meğer derdimmiş dün Tahminimdi, gerçeğe büründü Vazgeçmiştim ama şimdi Elim kolum bazen kilitli Hatırlarım Eski yokluklarım şimdi zengin İstemeden olsa da uzak Sana benden bir şey kalmayacak Aradıkların Değil ki bulamadığın İçin sana bi’ şey mi diyor bak Düşe kalka, yolu bulsam Sonu görsem, bi’ şekilde Ner’de, ner’de, ner’de, ner’de Bütün hayallerim oldu Pembe, bi’ de bilince Hayatın ipi kimde Ben de, ben de, ben de, ben de Çekiyorum bazen Ah parasıyla alınca Hayal 3 taksitle Böyle, böyle, böyle, böyle Geçiyorum inan ki Kendimden, bi’ şey versem Geri döner mi, üç deyince Olmaz, olmaz, olmaz, olmaz Bu işin başka bir yolu mu var?
Dedi atla uçağa Parası bizden sen varınca İş boktu aslında Ama diyordu uzaklarda... Boşalttım evi, sattım motoru Dedim bundan iyi fırsat olur mu Gittim havaalananına Dönerim dedim tadı kaçınca Günler geçti hızla Anılar ayakkabı kutusunda Dede çıktı canlı yayına Euro tırmandı reklam arasında Dedim şimdi ben ne edeyim Darmadağan oldu her şeyim Sıkış sıkış içim bedenim Çıksın diye beklerim dedeyi Barlar burada güzel ama Arkadaşlarım orada, düştü aklıma Sokaklar belki özgür ama Bostancı çıkmıyor aklımdan Ne işimdi ne de gücüm Şimdi kaçıyorum götüm götüm Elimde butik bira Ağlıyorum Yeni Rakı reklamına Dur dede, biraz dinle Otur, soluklan ve dinlen Şu uğraşına bi’ bak Alamıyorsun anından tat Arkadaş da kalınır Bilince ayrılık zamanı Sorun bir tek sende değil Bunlar hep hard kapitalizm Elon Musk giderken marsa Ben kaçıyorum yan kıtaya Burada içme, parkta gezme Ee ben ne yapayım, her yer nargile Elimde butik bira Ağlıyorum Yeni Rakı reklamına

Yorum yazabilmek için oturum açmalısınız.